ne kadar oldu hatırlamıyorum. Cort aldıktan takriben 6-9 ay sonra ben aldım fotoğraf makinamı. sonra birikti birikti fotoğraflar. saklaması dert oluyor tabi. başlarda isimlendirip kategorilendirme gibi hayallere dalmıştım. o zamanlar hayal olduğunu anlamamıştım ama, plan olarak bakıyordum düşüncelerime. olmadı. sonra yanlışlıkla fotoğraflarımın büyük kısmını sildim. ben anlatırken yanlışlıkla sildim diyorum ama belki de iki kişilikliyim ve diğer kişiliğim bana bir oyun oynadı bilemiyorum.

neyse.. 4,5 GB’dan oluşan ikinci dvd fotoğraf yedeğimi aldım biraz önce. hala en az 1 dvdlik fotoğraf var bilgisayarda. yenileri de geliyor sürekli. dvd de yetersiz geliyor artık.

sözlükte şöyle yazmışım fotoğrafları saklamak konusunda onu da kopya ediyim buraya:

israf olmasın diye makinanızın sahip olduğu en yüksek çözünürlükte fotoğraflar çeker sonra onları bilgisayarınızda nasıl klasörleyeceğiniz konusunda kafa patlatırsınız.. mükemmel bir klasörleme sistemi bulamayacağınız için bir süre sonra ortalık karışır, keşke şöyle yapsaydım böyle yapsaydım diye mızmızlanmaya başlarsınız.. o kadar çok fotoğraf çekersiniz ki arada bir saklanması anlamsız olan fotoğrafları silme ihtiyacı duyarsınız.. acdsee size bi yamuk yapar ne var ne yok tüm resimlerin silindiğini farkedersiniz.. gözünüzün önünden fotoğraf klasörlerinin silinme mesajları aktığında dünya başınıza yıkılır, deli gibi veri kurtarma programı aramaya başlarsınız. bulursunuz bulursunuz merak etmeyin ama hepsini kurtaramazsınız. diyelim %75′ini kurtardınız bu seferde kurtarılanlar da bozukluklar olduğunu farkeder hayata küsersiniz.. sonra bunları bi cdye yazmak gerek yine sileriz mileriz kanaatine varır yedekleme işine girişirsiniz.. iş bittiğinde elinizde 6 tane fotoğraf cdsi var.. her yıl yeni 6 cdler eklenir bu arşive delirirsiniz.. adamın teki gelir benim reismleri bi göstersene der iyice zıvanadan çıkarsınız, cdler nerededir, o adamın reismleri hangi cddedir..çok zararlıdır dijital fotoğraf makinaları..

bu arada, 4774 mb veriyi 15 dakika küsürde yazdım dvdye. blogum sana diyorum, Cort sen anla..

aporlorlardan 23 nisan temalı çocuk korosu şarkıları dinlemeye devam ediyoruz. siz de istifade edin istedim videoya aldım, yetmedi görüntüsünü sesinden ayırdım minicik bişey oldu. sözlerini anlayabilen el sallasın..

http://rapidshare.de/files/18642033/koru_beni_anne_beni.mp3.html

dağlara taşlara
ovalara bilmemnerelere
lalalalalay lalalalalay

her 23 nisan öncesinde ve sırasında kızılcahamamın heryerlerindeki hoparlörlerden bozuk bir plağı andırır ses kalitesine sahip çocuk korosu şarkıları çalınır. sözleri de yukarıdaki gibi olur. sözlerin yarıdan çoğunu “laylay”lar işgal eder. artık 2 gün bunları dinleriz.

bu arada evet kızılcahamam küçük bi ilçe, sokak lambalarının eşliğinde hoparlörler var. şimdilerde merkezi ezan için de kullanılıyor ama asıl kullanım alanı ilçede öleni kalanı haber vermek, adanadan karpuz geldi mi halkı bilgilendirmektir. babannem hoparlörü aporlor gibi fln telafuz eder. o da öyle bi ayrıntı..

sezer’e ödev olarak verilmiş bi konuyu araştırırken turkcebilgi.com diye bi site buldum. ansiklopedik tarzda bir yığın bilgi olduğunu tahmin ediyorum. işim olan ciltlere baktım bıraktım. wikipedia’nın türkçesini yapmaya çalışmışlar sanki. ben taa bi zamanlar sözlükte bu site ilk açıldığında başlığını görmüştüm zaten diye hatırladım bakarken.

ödeve gelince, 81 ilin isimlerinin nerden geldiğiyle ilgili bişeyler. çoğunu buldum gönderdim. merak edenler http://rapidshare.de/files/18556986/81il.doc.html ‘den alabilirler.

gecenin 1.34ünde göksel baktagir’in hayal gibi 2 albümünü dinlerken, tam efkarım kıvamını bulmuş ağlamak üzereyim, hop oturtup hop kaldıran haphareketli bir şarkı başlıyor. ardından yine damardan bir melodi, of of derken. hoppaaa yine hareketli müzik, başrolde piyano var bu sefer. yetkililerden gecenin 1.36sında kulaklıkla dinlemek üzere tamamı damar melodilerden oluşan bir göksel baktagir albümü istiyorum. olmuyor böyle..

bu wordpress niye hala 20 nisanın anlam ve önemini belirtir şeyler yazıyor onu anlamadım. ayar yapmak gerekiyor galiba biyerlere..

anlatsam karşıki dağlar yıkılır
karşıki dağların ben anlattığım için yıkılmasını istemiyorum
spontane yıkılsınlar

demiştim bir ara o geldi aklıma..

bugün Cort’a çocukluğuma dair pek birşey hatırlamadığımı, anılarımı yazmak istesem anlamlı paragraflar çıkartamayacağımı söyledim. “şimdi yaz sonra hatırlarsın” dedi. “kim okuyacak ya sonra olacak mı bakalım” dedim. aval aval baktı. benim kadar derin düşünemediğini görmem acı verdi.