6 yıllık dizinin son 6 haftasına girmiş durumdayız. finale doğru giderken artık ardı ardına içerikli bölümler izliyoruz ve nereye doğru gittiğimizi kestirmeye çalışıyoruz. tanrı-şeytan, iyilik-kötülük olaylarından sonra widmore ve ekibinin hidra adasındaki hazırlıklarını görerek finale giden yolda işin bilimsel yanını da göreceğimizi sezmiştik. gerçi 10. bölümdeki bilimsel tek ipucu adadaki elektromanyetik alan noktalarını gösteren jin imzalı bir haritaydı ama gerisinin geleceği belliydi. çünkü jin’e bu haritayı gösteren ve imza senin mi diye soran bir jeofizikçiydi.
SPOILER
SPOILER
SPOILER
SPOILER
gönüllerin kahramanı, en güzel ingilizce aksanının sahibi desmond david hume’ü uzun süredir görmüyorduk. yanılmıyorsam 6. sezon 1. bölümü olan la x’de 815 uçağında jack’in yanındaki koltukta otururken görmüştük ama onu saymıyorum. desmond hakkında geçen sene cinsel taciz nedeniyle tutuklanma ve bu yüzden diziden çıkartılma gibi iddialar ortaya çıkmıştı ama şahsen buna hiç ihtimal vermiyordum. cinayet işlemiş olsa araya obamayı sokarlar şartla saldırıverirler diyordum. nihayetinde desmond sahalara döndü, hem de yine onun merkezinde olduğu eski bölümler gibi muhteşem bir bölümle. tabi şunu söylemeden de geçemicem. bu bölüm bana flashes before your eyes veya the constant’ın verdiği keyfi vermedi. o zamanlar daha masumduk, daha açtık bilgiye. şimdi o kadar şaşıramıyoruz. ona veriyorum keyifazalmasını.
bu bölümün ingilizce altyazısı ortamlara çok çok geç düştü. bu yüzden pınar batum çeviriyi muhtemelen dinleyerek yapmasına rağmen düzeltmeleri yapabilmek için düzgün bir ingilizce altyazının düşmesini bekledi. google marifetiyle bulduğum bir ingilizce altyazı ile başladım izlemeye. google translate ile ingilizceye çevrilmiş türkçe bir metin kadar anlamsızdı. karakterlerin söyledikleriyle uzaktan yakından alakası olmayan şeyler okumak zorunda kalıyordum. altyazıyı yapana beddua ederekten indivx takımının çevirisini denemeye karar verdim ve gerisini öyle izledim. indivx çevirisi idare eder olsa da birçok yanlış vardı, varmış. çok yaşa pınar batum, ingilizce altyazıları erken bul pınar batum!
geçtiğimiz hafta sayid iskelenin altında suyun içinde duruyor ve gizli gizli izliyorken zoe ve başka bir eleman desmond’ı denizaltıdan çıkardı. desmond belli ki diğer birçokları gibi adaya uyutularak getirilmişti. kayınpederi “uyutmasaydım gelmezdin cıngar çıkarırdın” diyince sinirlenen des serum’un takılı olduğu metalle allah ne verdiyse girişti. kafaya kafaya. öldürecek sandım bir an.
locke desmond’ın aklına mı girmişti yoksa desmond mı locke’un aklına girmişti şu an tam hatırlayamıyorum ama 108 dakikada bir 4 8 15 16 23 42 yazıp bastıkları butona 108 dakika sonunda basmadıklarında swan istasyonunun içinde metaller uçuşmaya başlamıştı ve desmond bu durumu durdurmak için bir yere girip bir anahtarı çevirmişti. etraf bembeyaz olmuştu hatırladığım kadarıyla. elektromanyetik enerji boşalması gibi bir durum söz konusuydu sanki. sonrasında adanın semaları parlamış ve hurley desmond’ı adada çıplak bir şekilde gezer bulmuştu.
hydra adasında kurdukları düzenekle widmore ve ekibi işte tam bu durumu yeniden yarattı ve düzeneğin içine desmond’ı koydu.
bu noktada şöyle bir hatırlatma yapmalıyım. yine sezon ve bölüm numarası/ismi hatırlamıyorum ama widmore’n gemisinden gelen adamlar ben’in peşindeydiler. locke jacob’ın kabinine girdi. muhtemelen jacob gibi davranan nemesis tarafından adayı taşıma işlemiyle görevlendirildi. ben ve locke birlikte orchid istasyonuna gittiler, asansörle yer altına indiler. şu an net hatırlamıyorum ama. ben locke’a bir oryantasyon videosu izletti. videoda doktor pierre chang istasyondaki bir adaya bir tavşan koymuş ve sistemi çalıştırmıştı. işlemin sonunda tavşanın zihninin 1 sn geleceğe gittiği gibi bir açıklama yapmıştı.
hydra adasında kurdukları düzenekle widmore ve ekibi işte tam bu durumu yeniden yarattı ve tavşan yerine desmond’ın zihnini farklı bir zamana gönderdi. aslında buna farklı bir zaman diyemeyiz. paralel dünyaya gönderdik desek daha doğru olur sanki. zira desmond 815 uçağının düşmediği ve charlie’nin hayatta olduğu bir gerçekliğe zihnen ışınlandı.
bu olay aynı the constant bölümünde gördüklerimiz gibiydi. the constant da neden olduğunu hatırlamıyorum ama yine desmond zamandan kopuyor ve henüz britanyada asker olduğu zamana gidiyordu. desmond daniel faraday’ın gerçek zaman çizgisinde verdiği taktiklerle geçmiş zaman çizgisinde penny’e ulaşmış ve telefon numarasını almıştı. sonra o telefon numarasını gerçek zaman çizgisinden aradı ve sabitini bulmuş oldu.
the constant daki zihin kayması ile happily ever after daki zihin kayması sanki aynı değildi. şöyle. the constant da adadaki zaman çizgisi 1 den 9 a gidiyorsa, desmond ın zihninin geçmişe gittiği bölüm bunun 1 den 5 e olan kısmıydı. yani iki çizginin ilk yarısı aynıydı. ama happily ever after da adadaki zaman çizgisi 1 den 12 ye ise flashsidewaysdeki zaman çizgisi 1,5 dan 7,5 aydı ve hep buçuklardan gidiyordu. çizgiyi piyano gibi düşünürsen, birinde beyazlardan çalıyolardı, diğerinde siyahlardan. sizde de öyle değil mi?
widmore desmond’a bir fedakarlık yapması gerekeceğini söyledi adada. fsw de ise widmore un eşi eloise “hawking” widmore penny’i aramayı bırakmasını, yoksa bunun bir ihlal olacağını söyledi. sanki desmond’ın fedakarlığı penny’den vazgeçmesiydi. eloise penny’nin desmond’a yar olmamasını sağlamaya çalışıyordu. ki bu flashes before your eyes bölümünde yaptığının aynısıydı. yani orijinal zaman çizgisinde yaptığının. orda da evlilik teklifi için yüzük satın alan desmond’a “vermemen gerekiyor” demiş demiş, sonunda des’in yüzüğü yanlış hatırlamıyorsam suya fırlatmasına ve öncesinde penny’e “kendimi hazır hissetmiyorum” demesine sebep olmuştu.
eloise sanki herşeyi biliyor. zamanın efendisi gibi. onu yönlendiriyor bunu yönlendiriyor. koskoca fizikçi faraday’ı piyanist widmore’a çevirmiş. penny de sanki başkasıyla evli ya da öyle bişey. daniel widmore un üvey kardeşi ama soyadı milton. listede öyle geçiyor. ama partiye yalnız geliyor.
desmond madem widmore’a inandı ve serum borusuyla döven adamdan birlikte hareket eden adama evrildi o zaman niye sayid’a karşı çıkmadı diyolar. diyorum ki desmond “one olduğunu anlayan neo” gibi bir aydınlanma yaşadı. kendine güvenle doldu ve ne yapması gerektiğini tam olarak anladı. her iki çizgide. hem adada hem fsw de. ikisinde de yüzünde aynı gülümseme vardı. tekrar bakın. sayid benimle gel dediğinde ve desmond tamam olur derken nasıl güldüğüne bakın. bi bildiği olduğu kesin.
şimdi ne yapacak? oceanic 815 uçağında bu olayla ilgisi olan isimleri toplayıp uyanmalarını sağlayacak. sonra ne olacak. büyük bir patlamaya neden olup zamanın tekrar kırılmasını mı sağlayacak?
bu arada, lostpediada okuyunca bana mantıklı geldi. ada denizin dibinde. bu demek ki şeytan serbest kalıyor ve dünyaya gidiyor. şu an bi sorun yok gibi, herkes mutlu, işler yolunda. ama siyahlı adam çok büyük bir felakete neden olacak. işte bu yüzden desmond elemanları toplayıp bu zaman çizgisini bırakalım memleketimize, asıl zaman çizgimize dönelim, bunun sonu felaket diyecek.
saat oldu 00:19 ve ben yazımı hala bitiremedim. muhtemelen hala yazacak bişeyler var ama ben artık noktayı koyuyorum. zü’den yazıma yardım etmesini istedim o da şunları yazdı. yardımın için teşekkürler brada ;)
çarli desmondı ölümün eşiğine sürükleyerek ona hayatının aşkını hatırlatınca desmond bir aydınlanma yaşadı. penny isminin izini sürmeye karar veren desmond a lostun en sevimli adamı daniel faraday “o kız benim üvey kardeşim koçum. sana nerde olduğunu söyleyeyim var git yolun açık olsun” dedi. bunun üzerine desmond gidip penny i bulunca ikinci bir yükleme oldu. o da ümit. lost burada eternel sunshine of the bilmem ne filmindeki gibi “onu zihninden silebilirsin ama ya kalbinden?” türünde bir mesaj vermektedir.
önermeyi kapan desmond sürekli “abi var mı bi isteğin” diyen şoförüne “var lan. bana o uçaktakileirn listesini bul” dedi ve ufka bakarak o aydınlanmanın etkisi ile gülümsedi.
buradan hareketle diyebiliriz ki, desmond o listedekilere ulaşacak ve herbirine kendi hissettiklerini hissettirmeye çalışacak. böylece artık voltran mı olurlar nolurlar bilmiyoruz ama bi şeyler olacak. bu liste ile benjamin linus ın ethandan istediği liste aynı olabilir diye bi şeyler düşünürken asıl aklımıza takılan şu oldu: uçaktakiler o aydınlanmayı yaşarlarken ve hayatlarının aşklarını hissederlerken ayran gönüllü kate kimi hissedecek. bir kolaj halinde önce jack sonra sawyer sonra bi daha jack sonra…
lostpedia bölüm sayfası
lost 6×11 untangled