survivor gelincikler tavÅŸanlar
belgesel izlerken hepimiz bir aslan tarafından yakalanıp boğazlanan geyik için üzülmüşüzdür. ya da bir yılan tarafından hunharca yutulan tavşan için. insana nedense ayıp gibi geliyor bazı hayvanların avlanma şekilleri. yuh diyesi geliyor izleyenin, yuh abi ya böyle mi avlanılır. yok mu bunun düzgün bi yolu, prosedürü. nerde devlet, nerde ormanın kralı, diye devam edesi.
ben de akÅŸam ntvde “hayat” isimli ezel’in dayısı tuncel kurtiz seslendirmeli belgeseli izlerken gelincik tarafından öldürülen tavÅŸan için üzüldüm böyle. gerçi gelincik tavÅŸanı hunharca öldürmedi. kovaladı kovaladı, yordu. yorulan tavÅŸan yavaÅŸlayınca gelincik yanacına gelip üstüne atladı. ensesinden ısırdığında tavÅŸan için kurtuluÅŸ kalmadı. etrafta koloninin diÄŸer tavÅŸanları vardı. oturdular izlediler. bi tanesi yardım ediyim, taÅŸ atıyım fln demedi. milli birlik ve beraberlik sıfırdı anlayacağınız. yalnız benim üzüldüğüm bunlar deÄŸildi. benim üzüldüğüm iki dakika önce baÅŸka bir türdaşıyla nasıl oynadığı, hoplayıp zıpladığı gösterilen gelinciÄŸin öldürebilmesiydi. yakıştıramadım bunu gelinciÄŸe. sen ki böyle tatlı biÅŸeysin, hoplayıp zıplayarak oyun oynuyosun, boyun da küçücük, nasıl kendinden birkaç kat büyük tavÅŸana musallat oluyosun dedim. yok mu bunun baÅŸka bi yolu. ot mot yesen olmuyor mu abicim. yazık yaa !!!111bir
watership tepesi isimli maykımıl kitabı okuyalı beri tavşanlar konusunda daha bi hassasım. adamların nasıl yaşadığını, kolonilerini ne emeklerle oluşturup koruduklarını öğrenince böyle şeyler zoruma gidiyor :p
ama bu işin biraz şakası tabi. öldürecek. doğanın kanunu dediğimiz olay var çünkü. öldürmezse aç kalır. aç kalırsa ölür. gelincikler ölürse bundan diğer hayvanlar da etkilenir. belki tavşan sayısı çok fazla artar, ot bırakmazlar dünyada. marul kalmaz, havuç suyu yapamayız. gibi.
bunu söyleyince aklıma yine bir belgesel geldi. bu konu hakkında bir blog yazmıştım. kuraklık oluyor afrikada, kaplanların yaşadığı bölgede. kuraklık olunca etrafta hayvan da kalmıyor tabi. herkes suyun olduğu yere gidiyor. kaplanlar da bir süre bakındıktan sonra gitmeye karar veriyorlar. ama bu arada aç kaldıkları için gün geçtikçe zayıflıyorlar, kaburgaları görünür hale geliyor. günlerce yürüyorlar kavurucu sıcak altında. sürünün bazı kaplanları yollarını kaybediyor, onların durumu daha acı. nihayet çoğunluğu suyu ve suyun etrafındaki hayvanları bulup hayatta kalıyor ama bir tanesi ölüyor.
o yüzden öldürmeliler. hem de hunharca öldürmeliler bak. çünkü ortam vahşi. çünkü ellerinde bu işi daha acısız, daha çaktırmadan yapabilecekleri aletler yok. illa ki üstlerine atlamalı, boğazlarını sıkmalılar. hem öldürmek hunharca bişeydir zaten, öyle olsa ne böyle olsa ne.
o deÄŸil de, haftasonu bi mangala gitsek..




İçimde konuyu mangala yanlış bir yerden bağlamışsın gibi bir his var.
O değil de, insan mangala beni de çağırır!
yegyee. bilmiyoduk senin pikniklerde bi köşeye çekilip kitap okuduğunu. ben pikniğe katkısı et yemek olan insanı pikniğe çağırmam :p
aslında maksat mangala bağlamak değildi düd. sonradan gelişti olaylar. hem bence yanlış değil. biz de et yemek zorundayız napalım :)
tuncel kurtiz’in seslendirdiÄŸi belgeseli izleyebilmek de ayrı bir baÅŸarı gibi geliyor bana düd. ben 3 dakika kadar dayanabildim sadece. heran aslanlara kaplanlara “yiÄŸen” diyecekmiÅŸ gibi duruyor : )
o değil de bizi de mangala götürsen be abi :p
(ben mangal hakkımın saklı olduğuna inanmak istiyorum düd :p)
önemli olan geyiği yemek değil yeğen. tadı iyi mi tadı, önemli olan o :D
abi hatırlarsan ben sana mangal teklifinde bulunmuştum kızılcahamama geldiğinde. ne yazık ki geri çevirdin. pişman olmalısın :p
sen gel yaparız mangal :)
pişmanım düd, pişmanlık yasasından istifade etmek istiyorum :)
Mangala gidebilirsin. Sessizce olmak şartıyla tabii. Fotoğraf görmek istemiyorum.
Yani et getirmezsen mangal yok diyosun ele mi? Sana dayının sesinden “yazıklaaar olsun!” u gönderiyorum düd!
et diyip geçmemek lazım, altınla kafa kfaya gidiyor fiyatı :p
dimi düd? şu devirde mangal kolay değil :p
yok ya et getirmezsen mangal yok değil. piknikte olaya katılım önemli. ki biz az kişi gideriz zaten. biri domates dilecek, öbürü çayı koyacak. yok öyle bi köşeye oturup kitap okumak. mangal müşterek :)
artık foto koymuyorum pek zaten seyyarat. kimse ilgilenmiyo fotolarımla. ah o eski günler. bi mangal fotosu koyardım, yıkılırdı :)
düd mangal fotolarıyla yıkılabilecek maksimum sayıda insanı yıktın, yıkılabilecek kimse kalmadı artık, ondan :)
bizim nesili yıktım evet. yeni nesil mangala karşı bağışıklık geliştirdi :)
ben gereken ilgiyi gösteriyorum bence. özellikle mangal fotoğraflarına.
mangal fotoğraflarına ilgi göstermeyen bizden değildir zaten :)
şüphesiz insanoğlu zalım. sen gel tavşana acı ama allaha isyan olmasın diye doğanın dengesi diyip toparla. sonra da bi et yemeye gitsek de. üle o yediğin inek organ bağışlar gibi bağışlamıyor etini. onu da boğazlayan biri var.
:D ne yapalım zü, uluslararası sistem böyle. realist olmak lazım :p
o zaman bize burda vicdan sahibi insan pozu verme. bak daha şimdiden iki arkadaşımızın midesi bulandı ve vejeteryan beslenmeye, bitkilerle konuşmaya başladılar. allah bunun hesabını sorar sana.
:) tamamen yanlış anlaşıldım. kim o bitkilerle konuşmaya başlayanlar. ücretsiz psikolojik destek veriyim.
bi dakka ya, mangal yapıyoruz diye benim üstüme geliyosun. aliler rizede hergün hamsi yiyolar. hamsinin tatlısı bile var. onlara bişey demiyosun. hamsiler üzülmüyo mu aralarından birkaç bini eksikliğinde.
ben rizeliyim. bana hamsi muhabbeti yapma :)
her gün hamsi mi yiyoruz? allah kuru iftiradan saklasın. senin mangal yaptığın kadar hamsi yemiyorum ben :)
mangal muhabbetıne bısey dıyemeyecegım ben belgsel kısmına yorum yapıyım:
ben de bir belgeselde izlemşştim yağmur sularıyla beslenen bir göl. o bölgenin tek su kaynağı. ortasında ağaçlar falan var. içinde de vahşi balıklar piranalar sanırım. kuşlar ağaçlardan suya düşüyorlardı ve piranalar onlarla besleniyordu. sonra yaz gelıyordu kavurucu sıcak. göl kuruyordu ve balıklar toprakta debelene debelene ölüyorlardı. onları da kuşlar yiyordu. böyle bir denge işte. o aklıma geldi
rizelilere bakın, hamsilerine laf söyletmiyolar. tatlısını yapıyosunuz be :p
öyle bir denge menar. insan başta bi üzülür gibi oluyor ama sonra düşününce tabi ya diyor, ya ne olacaktı. bunlar olmasa piranalar aç kalırdı, kuşlar ölürdü.
Yahu izlerken aslanlara kötü adam muamelesi yapıyoruz ama, azıcık düşününce doğanın dengesi bu yani. Rabbim böyle yaratmış, güzel de yaratmış elhamdülillah. Eti de sütü de balığı da helal, yiyin gaari.
Ama mangal olayını çıkara bağlamak insan doğsın ne kadar uygun bu tartışılır bence. :P
Bu arada ali usta’nın mangalla yıkılanlar yorumuna çok pis güldüm. Üç dirhem pirzola yemiÅŸ gibi oldum Allah seni inandırsın :))
bu da doğanın dengesi ama. kimi mangal yapar fotosunu çeker flickra koyar, kimi de görür iç geçirir. böyle olmasa kasaplar aç kalırdı :p
bence olayı idrak etmek kilit nokta(konu mangal değil av-acı,köfte,bonfile:)) yani sonuçta kimse bonfile yerken o lokmaların bir zamanlar yayla çimenlerinde otlayan sarı kızın sırtında konuşlandığını düşünmüyordur herhalde.düşünen varsa da gelincik-tavşan kovalamcasında taraf tutmuyordur diye düşünüyorum.bu arada bitkilerle konuşmak için vejetaryen olmaya gerek yok ki,benim anneannem et sever bir bitki konuşucusuydu:P
aramızda vejeteryan var mı? varsa çıksın ortaya :p