l o s t
bundan 5 yıl önceydi. internetten yurtdışı kaynaklı dizi indirip takip etme olayı henüz yeniydi, ya da henüz benim için baÅŸlamamıştı. ekÅŸi sözlükte her gün “lost” isimli bir diziden bahsettiklerini görür, okurdum. ben de izlesem diye düşünürdüm ama düşünmekle kalırdım nedense. oysa benim de adsl’m vardı. gerçi o zamanlar ne “link” bulmak bu kadar kolaydı ne de ben bu kadar iyi “link” buluyordum. sonra muhammed ilk iki sezonun yazılı olduÄŸu 5 adet dvd gönderdi 400 küsür kilometre öteden. “neye” sahip olduÄŸunu kavrayamayan ben yanlış hatırlamıyorsam bir kaç ay beklettim ilk iki sezonu. sonra, yazın sonuna doÄŸruydu sanırım, izlemeye baÅŸladım ve 2-3 hafta içinde bitirdim. günde 2, bazen 3 bölüm. o zaman bir pınar batum yoktu tabi, dr, jivago fln da yoktu hatta sanırım. lost’un 4 atlısı vardı. çok iyi altyazılar yapamamış olmalılar ki görüntü-altyazı sekronu saÄŸlıcam diye göbeÄŸim çatlardı. deli olurdum.
ilk iki sezonu bitirdikten çok uzun süre sonra deÄŸil, üçüncü sezon baÅŸladı. üçüncü sezondan itibaren günü gününe takip ettim diziyi. tabi baÅŸlarda etrafımda izleyen çok kiÅŸi yoktu. diziyi bana gönderen muhammed ve onla ortak arkadaşımız erkan vardı sadece lost konulu sohbet edebileceÄŸim. ama sohbet fırsatı çok olmuyordu onlarla da. saadet zincirimi geniÅŸletmem gerektiÄŸini düşündüm. hem böyle güzel bir diziyi baÅŸkaları da izlemeli, bu heyecanı herkes yaÅŸamalıydı. bir çok arkadaşımın lost izlemesine önayak oldum. dvd göndererek veya başının etini yiyerek. ÅŸu an kayıp olan o “ilk” lost dvdlerimi kaç kez kopyaladım bilmiyorum.
zamanla kendini dizinin heyecanına kaptıran arkadaÅŸlarımın sayısı arttı ve daha çok lost sohbeti yapabildim. her yeni bölümü izledikten sonra ekÅŸi sözlüğe yazılan kimi komik, kimi düşündürücü teorileri okudum, lostpedia sitesinden bölüm incelemelerini inceledim. 5. sezonla birlikte ise bu “okuma ve incelemeler”den öğrendiklerimi blog yapmaya baÅŸladım.
ve iÅŸte dün, 4 senedir yakından takipçisi olduÄŸum lost bitti. son bölüm incelememi yazıp gönderdim. her zamanki gibi ekÅŸi sözlüğe yazılanları okumak istedim ve yüzlerce yeni entry vardı ama okuyamadım. çok sinirlilerdi! lostpedia’ya baktım ama bölüm incelemesi çok çok yetersizdi. ya henüz erken, ya da onlar da finalden nefret etti diye düşündüm. ardından da akÅŸam boyunca birden fazla kiÅŸinin geçtiÄŸimiz birkaç yılı zaman kaybı olarak görmesine engel olmaya çalıştım. çünkü deÄŸildi.
finali şöyle düşünmek lazım diye düşünüyorum. 1 adada ve dünyada olanlar, 2 fsw dünyası dediğimiz, 6. sezon 1. bölümden beri izlemekte olduğumuz yan hikayede olanlar. 6 sezondur izlediğimiz, adada ve dünyada olanlar gerçekti. adada ışık vardı ki aynı ışık bölüm finalinde kilisenin kapısı açıldığında da vardı. ışığın kaynağına dair bir ipucu veriyor bu. ışık nedeniyle adada olağanüstü şeyler yaşanıyordu ama bunlar gerçekti. gerçekti ki ada dışına çıkıp gelebiliyolardı veya ada dışından ziyaretçiler olabiliyordu. bu asıl hikaye dizinin asıl merak ve heyecan deposuydu ki bizi diziye bu kadar ilgili tutan da buydu.
yan hikaye olan fsw dünyası (bilmiyorum başından beri düşünülmekte miydi yoksa mutlu bir son yapalım, duygusallık olsun, mesaj verelim tarzı düşüncelerle mi kurgulandı) bir sezon sürdü. 17 bölüm yani. hidrojen bombası patladı da böyle oldu diye düşündük, black smoke adadan ayrılmakta başarılı olacak ve o yüzden fsw dünyası oluşacak diye düşündük. tamam bunu ben düşündüm :) iyi keklediler yani. ama nihayetinde fsw dünyasının gerçek olmadığını, o kilisede gördüğümüz herkes öldükten sonra toplaşıp ışığa yürüdükleri bir yer olduğunu öğrendik.
bi kere, öldükten sonra neler olduğunu nasıl kurgularsanız kurgulayın, illa ki saçma gelecektir. öldükten sonrasını kurgulamış bir sürü film, dizi var. hangisi için işte bu dedik ki. işte bu, böyle oluyor olmalı ölünce. var mı bir örnek? işte bu yüzden bu olay da saçma geldi hepimize. ama neyseki bunu sadece 1 bölüm yaşadık. önceki 16 bölüm boyunca hiç hissettirmediler.
fsw dünyasının hiç olmadığını varsayalım. dizinin iyi-kötü bir sona baÄŸlandığını söyleyebiliriz. desmond ışığı söndürdü. jack güçlerini kaybeden locke’u öldürdü. görevi hurley’e devredip maÄŸaraya indi, desmond’ı kurtardı, ışığı yaktı. hurley birinci adam, benjamin ikinci adam olarak göreve devam etti. adadan kaçmak ve canını kurtarmak isteyenler kaçtı, jack gözlerini kapatmadan önce bunu görüp öte tarafa mutlu gitti. benim teorime göre maÄŸaradaki iskeletler de bu sürecin daha önce yaÅŸandığını gösterdi. bu bir sondur ve süreç tekrar baÅŸlamıştır. bu durumda dizinin asıl hikayesi kötü bitti daha doÄŸrusu bitmedi diyebilir miyiz? bence hayır.
fsw dünyası bana biraz holivud tarzı geldi. tadında eksiklik hissedilen ama neyin eksik olduğu bilinemeyen bir yemek gibi, birşeyler eksik geldi bana fsw ile ilgili. başından sonuna kadar. bunlar final ve biz finali sezon boyunca izleyeceğiz diye düşünmüştüm ama beklediğim bu değildi tabi. ışığa yürütme kurgusu benim sevdiğim bir kurgu değildir, böyle yapımlardan uzak dururum. son bölüme değil de son sezona yayılmış bir durum olsaydı losttan da soğuyabilirdim. ama sadece 1 bölüme has bir durum olduğu ve asıl değil yan hikaye olduğu için çok zoruma gitmedi. sadece dizi bittiğinde waovv diyemedim, o eksik kaldı.
finali kötü bağladıklarını düşünmediğim gibi lost için harcadığım zamanın kayıp olduğunu da düşünmüyorum. dizinin çoğunluğunda büyük heyecan yaşadım. her yeni bölümü indirmek ve izlemek için acele ettim. sonrasında hakkında konuşmak için klavyeler eskittim :p bu arada bir sürü de şey öğrendim. mısır tanrılarıymış, yunan tanrılarıymış, felsefecilermiş, vs. lost sayesinde birkaç tane çok iyi kitap öğrendim ve okudum.
dizinin tamamını düşündüğümde en sevdiğim sahne olarak aklıma jacob ve black smoke haline gelmiş kardeşinin sahilde oturup konuştukları sahne geliyor. ufukta bir gemi görünüyor hani. niye getiriyosun onları diyor black smoke, yakarlar yıkarlar, hep aynı biter. sadece bir kez biter diyor jacob, öncesi süreçtir.
finalin de böyle biÅŸey olmasını beklerdim ben. böyle iki bilge ÅŸahıs bir yerde otursunlar, tam olarak ne demek istediklerini anlamadığımız ÅŸeyler söylesinler. biz de onu yorumlayalım. lost’un bu yanı çok hoÅŸuma gitmiÅŸti. çoÄŸu kiÅŸinin diziye gıcık olmasına neden olan yanı yani. iyi-kötü mücadelesi, insanın içindeki iyilik-kötülük, seçimler, zaman atlamaları vs. ÅŸimdi lost’un geçmiÅŸini anlatacak ve tam olarak yukarıda yazdıklarımı içerecek bir hikaye bekliyorum. yeni bir dizi.
bu arada unutmuÅŸum, ÅŸimdi hatırladım. zü’ye anlatmıştım bunu, bloga da yazıyım diyordum. bilenler bilir, battlestar galactica diye bir dizi vardı. dizinin hikayesinde insanlar bir robotun mikroiÅŸlemcisine bir insanın anılarını ve zekasını naklediyordu. yapay zeka ile kuÅŸanan robotlar zamanla geliÅŸiyor geliÅŸiyor, insan formuna kavuÅŸuyor ve kendileri gibi tek tanrıya deÄŸil çok tanrıya inanan insanlara karşı savaÅŸ açıyordu. uzayda yaÅŸayıp arada bir dünya ÅŸartlarına sahip gezegenler bulan ve asıl amacı yaÅŸadığımız dünyayı bulmak olan insanların hava kuvvetlerinde starbuck isimli bir hanım vardı. starbuck yanlış hatırlamıyorsam 3. sezonda yine dünyayı ararken bir robotun peÅŸinden gitti ve geri gelmedi. öldü mü ne oldu denilirken, birden ortaya çıktı. ölmedim dedi, tekrar insanlarla birlikte mücadele etti ve insanların dünyayı bulmasını saÄŸladı. bu arada önce starbuck’ın cesedi bulundu, sonra ise melek gibi biÅŸey olduÄŸu anlaşıldı. ki sadece starbuck da deÄŸildi olay. dizinin baÅŸat karakterlerinden gaius baltar da peygamberimsi biÅŸey çıkmıştı. ama kimse zaman kaybı demedi, kandırıldık duygusuna kapılmadı. dizinin hikayesi kendi içerisinde çok tutarlıydı. hem olay sadece bu hikayeden de ibaret deÄŸildi. uzaydaki insan kolonisinin demokrasiyle imtihanı vardı mesela, askeri vesayet, sivil haklar gibi konular hatta :)
ÅŸimdi caprica var. battlestar galactica hikayesinin baÅŸlangıçından 50 yıl öncesine dönüyor ve insanların robotları nasıl yapayzekalandırdığını anlatıyor. iÅŸte lost’tan beklediÄŸim böyle biÅŸey.
not: bişey daha unutmuşum. 2 sezondur yazmakta olduğum bölüm incelemelerini okuyan ve yorumlarını bırakanlara teşekkür ederim. beni siz varettiniz :p lost sonrası yazılarımda da yorumlarınızı beklerim ;)




jacob ve black smoke’un sahildeki konuÅŸması
http://www.youtube.com/watch?v=2A4g3uKqaeo
Yahu izlediğimiz bir dizi, tabii ki zaman kaybı! :P
Lost’u abartan bizzat izleyicisi oldu bence. Ya adamlar dizideki fısıltıları bile son model teknolocik aletlerle ayrıştırıp ne dediklerini bulmuÅŸlar. Ben de aptal gibi okuyup okuyup toori ürettim! :P Ben yine iyi, verilen cevaplardan bile üçer tane soru üreten diÄŸer deliler napsın? Hayal kırıklığına uÄŸradı tabi adamlar. Milyonlarca insanın kafa kafaya verip bulduÄŸu teorilerin bir avuç senaristin yazdıklarından iyi olması normal deÄŸil mi?
Altı sezonun her bölümü neredeyse sinema filmi kadar kaliteli bir diziden bahsediyoruz. Bence emeklerine değmiş, çok güzel bir dizi ortaya çıkmış. Sizin hayal gücünüzüz ayarı yok diye elaleme çemkirmeyin. :P
Balım sen yaz, ben peşindeyim. :P
Teoriciler kadar kafa patlatmadığımdan olsa gerek, ben çok beğendim finalini..
Zaten o kadar gizemin açıklanamayacağı, açıklanmaya çalışılsa da yine milletin beğenmeyeceği açıktı..
Son sahne-Jack’in babasıyla konuÅŸması- beni benden aldı.. Oturdum hıçkıra hıçkıra aÄŸladım.. Belki de dizi bitiyor diye aÄŸladım :p
Yok yok anlamlıydı bence.. Yani ne bilim insanın ölümden sonra yine, hayatında önemli olan sevdiği insanlarla birlikte olacağını varsayması-ki umarım öyledir :)-güzeldi..
Belki ben başından beri öyle kuru kuruya izlediğimden sevmişimdir bilemiyorum.. Senin kadar araştırmacı bi ruha sahip değilim zaten ;)
Bu arada Lost bitse de blogunun takipçisiyim ;)
lost’un finalinden daha duygulu bir kapanış olmuÅŸ. teÅŸekkür ediyoruz sac.
iyi ki lost’u yorumladın senelerce.
sana ilk lost dvd’lerini ben mi göndermiÅŸtim… unutmuÅŸum.
evet dostum sen göndermiştin ilk 2 sezonu. o dvd leri sonra gürkan aldı benden, izleyip getirecekti güya. sonra yeni dvd ler yazdım kendime. onlar da kayboldu. kimde olduklarını bilmiyorum. üşenmedim tümünü tekrar indirdim, yeni dvd lerimi kaybetmeye niyetim yok :)
bence yazdığımız teoriler boş değildi. fısıltıların anlamlı olması fln. gönderme yapılan kitaplar vs. çok büyük anlamları, dizinin olayını açıklayan anlamları yoktu belki ama bilerek konulmuşlardı.
teşekkürler bu arada. beni takip edin, belki house yorumlamaya başlarım :p
gerçek mi bilemiyorum ama lindelof ve cuse final hakkında bi röportaj vermişler.
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=%2319149586
bi sürü şey vardı aklımda yazasım da var yazmayasım da, önceki yazından fsw zannettiğimiz arafta insanların öfke kıskançlık cinsellik gibi duygulara sahip olması hoş değildi bence. acaba hristiyan inancında böyle bir şey mi var
bir de 6 sezonu tekrar izleyeceğini söylemiştin sac, tekrar bir yorumlama yapcak mısın :P
araf değilmiş orası, paralel evrenmiş. bir üstteki mesajdaki linki okumalısın :)
6 sezonu tekrar izlemek istiyorum ama izleyebilir miyim şüpheliyim. vakit lazım, yorumlayacak göz lazım :) izlersem yorumlamam ama. çok zor :)
uçağın adadan ayrılamadığını ve düştüğü için kate ve diğerlerinin öldüğünü düşünüyorum.
orayı da yoruma açık bırakmışlar. o uçak adadan kalkabildiğine göre ayrılmışlardır ama be :)
ayrıca,6. sezonun başında ada batmıştı. final bölümünü izlerken o görüntü şak diye geldi gözüme (aynı fsw dünyasındakilerin görüntüleri anımsamaları gibi) ve bs nin başarılı olacağını düşündüm. ne olurdu olayı mısırlılara dayasalardı, bize o hiyerogliflerin ve tapınakların kimin tarafından yapıldığını gösterselerdi. sadece 6. sezon için final yapılmış gibi.
haklısın, her iki hikayenin de finali vardı ama asıl final fsw içinki gibi göründü. fsw deki kilise finali her ikisini de ilgilendiriliyorsa da anlaşılmadı.
bs geri dön :p