lost 6×17 “the end”

bitti.

SPOILER

SPOILER

SPOILER

SPOILER

duygusal ve romantik (o ne demekse) öğesi bol bir bölümle veda ettik lost’a. bir süredir desmond vesilesiyle adadaki günlerini hatırlayan ada sakini sayısı bugün tavan yaptı. birçoÄŸunun hatırlayışına tanık olduk, bazıları eksik kaldı. penny’nin desmond’ı nasıl hatırladığını görmedik mesela. ki bence eksik kaldı burası. penny-desmond aÅŸkı dizinin en büyük aÅŸkıydı çünkü. jack’in bir türlü tam olarak hatırlayamaması yüzünden çok zaman kaybettik. o yüzden sanırım bazı ÅŸeyleri atlamak zorunda kalmış olabilirler :)

hikayenin bugün bir yere baÄŸlanmasını bekliyorduk. senaryonun fantastikliÄŸi 6. sezon itibariyle giderek yükselmiÅŸti ve bu yüzden birçok izleyici özellikle son birkaç bölümdür sinir püskürtüyordu. yine fantastik bir açıklamamsı ile son buldu dizi. yıllardır sorduÄŸumuz onyüzbinmilyon soruyu bir kenara bırakıp yeni sorular sorduk yine. ki ben bu yönünü seviyorum lost’un. ışık cevabını da almayabilirdik hiç. ışık dizinin yaratıcılarının hayalgücünün ürünüydü. ben kısmen garipsedim adanın olayının ışık olmasını. ışık ne diye düşündüm, kim koydu onu oraya, onları bilmeden olmaz. semboliktir ışık dedim, ışıkla motive ediliyor insanlar adayı korumaya. öyle çıkmadı. hala ışığın bir yaratıcısı olduÄŸunu (lost’u yaradılış teorisiyle açıklamak), bu oyunu kuran bir güç olması gerektiÄŸini düşünüyor olsam da ışığın kapatılıp açılabildiÄŸini gördük bugün.

desmond’ın “ne iÅŸe” yarayacağını bir türlü anlayamamıştık ki bu zaten fantastik bir ÅŸeydi. anlayamamamız normaldi yani. yeni jacob olan jack ile black smoke içerikli locke desmond üzerine bir kumar oynadılar. jack hiçbir vizyonu olmadığı halde desmond’ı ışığın içine gönderdiÄŸinde black smoke’un yok olacağını, öleceÄŸini düşündü. dediÄŸim gibi, çok desteksiz bir atıştı bu. locke daha bilinçliydi tabi. jack’in plansız planının tutmasından korktuÄŸunu gördüğümüz locke ise desmond ışığın içine girdiÄŸinde adanın yok olacağını düşünüyordu. tam olarak nasıl olacağını bilmiyor olsa da.

sonuçta locke haklı çıktı. desmond’ın iple indiÄŸi maÄŸarada ışığın kaynağı olan bir su havuzu vardı ki derenin suyu buraya akıyordu. bu dere jacob’ın jack’e içirdiÄŸi suyun deresiydi. aynı derenin suyundan jack de hurley’e içirdi. desmond bu su havuzuna girerek havuzun ortasındaki taşı kaldırdı. tıpası kalkınca havuzun içindeki su boÅŸalmakla kalmadı, derenin suyu da kesildi. aynı zaman da ışık da söndü ve bu sefer kırmızı bir ışık gelmeye baÅŸladı. yanında dumanla. sonra ada ardarda ÅŸiddetli sarsıntılarla sallanmaya ve dökülmeye baÅŸladı.

ışık söndüğünde adadaki tüm fantastik olaylar sona erdi. bunu ilk olarak jack’in taÅŸlı yumruÄŸu locke’un aÄŸzını burnunu kırdığında farkettik. locke black smoke özelliÄŸini kaybetmiÅŸ ve normal bir insan olarak kalmıştı. yaÅŸlanmayan richard da anında beyaz tel sahibi oldu. saçları kırlaÅŸtı adamın iki dakikada. demekki dedik burda, demekki adanın iyileÅŸtirme gücü, adanın zaman sıçramaları, black smoke’un gücünün kaynağı, belki ölülerin hayaletlerinin gezinmesi ve daha baÅŸka fantastik olayların hepsinin nedeni ışıktı.

jack locke’u öldürüp (gerçi jack öldürmedi dimi, kate öldürdü) maÄŸaraya inip desmond’ı yukarı yollayıp tıpa görevi gören taşı havuzun ortasındaki deliÄŸe geri koyduÄŸunda derenin suyu akmaya baÅŸladı ve parlak ışık ortama hakim oldu.

bi dk öncesini unuttuk. jack maÄŸaradan çıkışının olmadığını düşünerek görevi hurley’e devretti ki burası üney annenin görevi jacob’a devrettiÄŸi sahneye benziyordu. seçim ÅŸansı olmayan bir aday, aceleye gelmiÅŸ bir görev devri. desmond maÄŸaraya indiÄŸinde ben içeride en az 2 iskelet gördüm. bu demektir ki daha önce girip çıkamayanlar olmuÅŸ.

şöyle biÅŸey düşündüm ben. adım adım düşünelim. jacob kardeÅŸini ışığa attı. kardeÅŸi black smoke’a dönüştü ama cesedi de dışarı çıktı. jacob yerine geçmesi için adaya insanlar getirdi. jacob öldükten sonra görevi adaylardan biri, jack aldı. jack bir kumar oynayarak desmond’ı yani elektromanyetik alana dayanabilen tek insanı ışığın içine gönderdi. jack güçlerini kaybeden düşmanını öldürüp, görevi de diÄŸer bir aday hurley’e devrederek maÄŸaraya indi. tıpayı yerine koymadan önce baygın yatan desmond’ın maÄŸaradan çıkmasını saÄŸladı ve kendisini feda etti. jack ölmedi, maÄŸaradan aynı isimsiz’in çıktığı gibi çıktı, çıkarıldı, sonradan öldü. isimsiz ölmüştü, jack niye ölmedi derseniz, jack artık jacob olmuÅŸtu (jacob olmak), bu yüzden ışıktan zarar görmüyordu derim. bundan sora hurley jacob, ben richard olarak yaÅŸadılar. bilmiyoruz ne kadar süreyle. bilmiyoruz bu devir nasıl bitti.

maÄŸaradaki iskeletlere geri dönelim. maÄŸaradaki iskeletler desmond veya jack’e eÅŸdeÄŸer insanlara ait olmalı. jack’in yaptığı iÅŸi desmond yapsaydı o da maÄŸaradan çıkarılır mıydı bilmiyoruz ama ben burda bu olayın daha önce yaÅŸandığını ve iskeletlerin maÄŸaradan çıkamayan insanlara ait olduÄŸunu düşündüm. yani bu döngü aynen daha önce de yaÅŸanmış. jacob görevi jack’e vermiÅŸ. desmond tıpayı kaldırmış. jack locke’u öldürmüş. hurley’i jacop yaptıktan sonra inip tıpayı yerine koymuÅŸ. sonra herÅŸey yeniden baÅŸlamış, tekrar, tekrar. “it ends once, before is the progress” lafını hatırlatırım.

bu mevzuyu kapatmadan önce. jack’in maÄŸaradan canlı olarak çıkması, tam olarak 815 uçağı düştükten sonra uyandığı yerde aynı pozisyonda yatacak ÅŸekilde düşmesi, yanına yine vincent’ın gelmesi de “döngü” teorisini destekler gibiydi ve güzel bir göndermeydi.

uçağın kalkması şahsen hoşuma gitmedi. kalkamasın istedim o uçak. olayın zorluklarını, haftalardır bekleyen uçağın birkaç küçük bantlama tarzı tamiratlarla uçacak konuma gelmesini fln geçtim. adadan gidebilecek olmalarını saçma buldum nedense. zaten sonucunu öğrenemeyeceğimiz bir kaçma girişimiydi bu. ki öğrenemedik de. nereye gittiler, ne oldular, nasıl öldüler.

locke richard’a vakti zamanında “siz ölüsünüz” derken doÄŸru mu söylüyordu yalan mı tam anlayamadık. ben adadaki olayların gerçek olduÄŸuna inanıyorum. ki christian shephard da söyledi bunu sanırım. ÅŸu an repliÄŸi hatırlayamadım ama. fsw dünyasının ise gerçek olmadığını öğrendik, anladık. cennet gibi bir yermiÅŸ orası. hepsi ölmüş. çoÄŸunun ölümünü görmüştük zaten. hurley ve ben de ölmüş. fsw dünyasında buluÅŸuyorlar ama adaya dönmek için deÄŸil. geçici olarak o dünyada bulunuyor olmalılar ki oradan ayrılmak için toplaşıyorlar. toplandıkları kilise daha önce eloise hawking’in kilisesiydi. kilisenin daha önce girmediÄŸimiz bir odasında jack ve babası konuÅŸtular ki aydınlatıcı kısım burasıydı. christian shephard hepsinin ölü olduÄŸunu söyledi, fsw dünyası yalan dedi. sonra meraklı bakışlar arasında kilisenin kapısını açtı ve ışığa yürüdü.

burası dizinin fantastikliÄŸinin tavan yaptığı noktaydı. tamamen dizi yapımcılarının, yazarlarının, senaristlerinin hayal gücü olduÄŸu için, biÅŸey diyemiyorum tabi. ölünce nasıl olması gerektiÄŸini bilen mi var? christian shephard’ın ışığa yürümesi de en az beÅŸinci boyut ve ghost whisperer gibi aşırı fantastikti. ama dediÄŸim gibi, hayal gücü. öyle hayal etmiÅŸler.

kilisebenim burda dikkatimi çeken kilisenin daha önce görmediÄŸimiz (görmüş müydük yoksa, ben ve jack orda mı konuÅŸ muÅŸtu?) odasının camlarındaki sembollerdi. yazıma eklediÄŸim ekran görüntüsünde de görüldüğü üzere ay yıldız (hilal), davut yıldızı, haç, ying-yang sembolleri vardı. diÄŸer sembollerin ne olduÄŸunu bilmiyorum. belki ekÅŸi sözlükte yazan olmuÅŸtur ama 530 yeni entry’i kim okuyacak. sembollerden biri bir “çark”. kuyunun dibindeki çark gibi.

kilisedeki birden fazla dine ve inanışa ait semboller sadece camdakilerle de sınırlı değildi. duvarda davut yıldızı vardı. buda heykeline benzer heykeller gördüm. bunun anlamını bilemedim, uyduramadım. fsw dünyası cennet gibi bir yer olduğu için böyleydi belki. bu da hayal gücü.

ÅŸimdi aklıma geldi. locke’un 1 hafta içinde kaza geçirip, sırtından operasyon geçirip hemen ayaÄŸa kalması (yani sandalyeye oturması), sonra ameliyat olması ve önce anesteziden çok çabuk uyanıp sonra da kalkıp kiliseye gitmesi oranın “gerçek” olmadığını gösteriyordu. ki adada bile iyileÅŸme süreci bu kadar hızlı deÄŸildi.

sonuç olarak. bu kadar fantastik bir olay beklemiyordum. bu kadar fantastik bir olay, bir ortam kurgulayıp da saçmalamamak zor çünkü. çünkü hiçbir fikrinizin olmadığı bir “ÅŸey” kurguluyorsunuz. ışık, her ölümden dönenin gördüğü ÅŸeydir. gördüm dediÄŸi ya da. çok uçuk biÅŸey deÄŸil o yüzden. ama ölmüş insanların içinde iyilik ve kötülüğün, ÅŸiddetin, ÅŸehvetin olduÄŸu, sıradan bir dünya yaÅŸantısında ölü olduklarının farkında olmadan yaÅŸamaları ve sonunda farkında olan biri tarafından bir araya getirilmeleri, ölü olduklarını anlamaları, sonra da ışığa yürümeleri, hayal gücü olup saygı duymamla birlikte fazlaca uçuktu. ki ben bu yüzden ghost whisperer dizisine gıcık olurum. eÄŸer bu fantastiklik düzeyi final bölümünde deÄŸil de daha önce, daha baÅŸlarda olsaydı diziye soÄŸuyabilirdim, ama final bölümünde görmek o kadar zoruma gitmedi, hayal kırıklığına uÄŸramadım.

özellikle ekÅŸi sözlükte çok fazla izleyicinin hayal kırıklığına gark olmasına ve diziye kin kusmaya baÅŸlamasına neden olanın biraz da dizinin olayının “dinsel” olması olduÄŸunu düşünüyorum. kabul edemiyorlar böyle olmasını. herÅŸeyi açıklayabilmek istiyorlar, evrimi açıklamaya çalıştıkları gibi. ortada dini semboller fln da görünce iyice zıvanadan çıkıyorlar çünkü o dini sembolleri sonuna kadar saçma buluyorlar.

final bölümü için yazacaklarımın şimdilik bu kadar. aklıma gelen olursa sonra yorum olarak eklerim. dizinin geneli için daha sonra birşeyler yazmayı düşünüyorum. bir veda yazısı :)

    • sac
    • 24 Mayıs 2010 Pazartesi 22:46

    In the scene where Jack opens the empty coffin, then meets his father, the stained window in the back collects six symbols of various faiths: the star and crescent of Islam, the Star of David (Judaism), the Aum (widely used as a symbol of Hinduism, but also present in Buddhism and Jainism), the Christian cross, the Dharmacakra (Buddhism) and the Yin/Yang (Taoism).

    • sac
    • 24 Mayıs 2010 Pazartesi 22:47

    The box Christian Shephard’s coffin was transported in has stickers displaying the following airport codes: BMN (Bamerny Airport, Iraq), GUM (A.B. Won Pat International Airport, Guam), HKG (Hong Kong International Airport, China), and LAX (Los Angeles International Airport).

    • hiraru
    • 25 Mayıs 2010 Salı 6:54

    bende cogu gibi daha farkli bir aciklama beklememe ragmen izlerken zevk aldim. mutlu sonlara bayilirim :) Oldugunu farkedip isiga yuruyen insan sahnelerini Ghosttan beridir cok severim. Yuzlerinde olusan o gulumsemenin giderken bende de olmasi umudunu tasiyorum galiba.

    Bir onceki bolumdu Jacob herkesi karsisina alip konusurken soyle demisti: “I didnt pluck any of you out of happy existence. You were all flawed. you were all alone. you were looking for something that you couldnt find out there.” Hepinizin hayatlari bir sekilde alt ust olmus, bir sekilde yolunuzu kaybetmistiniz. Buraya ihtiyaciniz oldugunuz icin getirildiniz. (Daha cok dogru yolu bulmaya)
    Buradan anlamaliydik sonucun bu kadar dinsel olacagini. Ben artik adada yasananlarin ardinda bir sir aramiyorum , sorgulamiyorum da. cunku hepsi bir avuc insanin kendine gelmesi icin kurgulanmis bir sahne gibi. Tipki gercek hayat gibi. sahne hazir, oyuncular hazir ama oyun ve final oyuncular tarafindan yaziliyor.

    Senin de dedigin gibi, Ghost whisperer’da Melinda Gordon olulere nasil olduklerini anlamalari ve isiga gitmeleri icin yardim ediyorsa, ve nasil o hayaletler dunyada yapacak birseyleri kaldigi icin arafta kaldilarsa bizim lostiler de o nedenlerle arafta kalmislar ve onlar da isigi (cennet oluyor burada galiba) bulmak icin birbirlerine yardim etmisler. Dunyada tamamlanamayan sinav orada devam etmis. Sanki bu garibanlara ikinci bir sans verilmis oldukten sonra. Adada ikinci bir sans iyi bir insan olmak icin, herseyi duzeltmek icin, yarim kalan cumlelerini tamamlamak icin. Once Fsw ve island diye ikiye ayrildilar, tam orada farkina varmaya cok yaklastilar, ama daha pismeleri gerekiyordu. Yalnizca cevabini bulanlar farkina vardi ve ayrilabildi o yerden (fsw’den). Jackin ki baya uzun surdu:) Benjamin henuz sinavi tam gecemediginden kaldi orada mesela. Daha yapacak islerim var dedi. Enson tekrar karanlik tarafi secmeseydi, bencillik etmeseydi o da kiliseye girenlerden olcakti. O delikteki cesetler bu tayfadan onceki kaybolanlar olmali (yani dunyada yolunu kaybetmis ozunde iyi ama desperate insanlar). dunyadan direk cennete ya da cehenneme gidemeyenlerin ugrak yeri Island.

    hepsi ucup gitti aklimdan. Monster, black smoke , push the button, rakamlar, magnetik alanlar.. herseyi dine bagladim :) hatta o meshur sahne vardi.ilk aklima o geldi. hani jacob Hugoya gorunerek aynali bir lighthouse a goturmustu. orada birseyin farkina varmislardi hani. “ulen bu adamlar bizi taaa kuccuklukten izliyorlarmis” O zaman Jacob izlemis, herseyi bastan planlamis diye dusunmustuk. simdi dusundugum yaratici kullarini izlemis dogduklari gunden beri.

    Benim anladigim bu :)

    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 8:42

    allahu ekber :)

    yalnız senin teorine göre bunlar adaya düştüklerinde ölüydüler. ada geçirdikleri süre boyunca da ölüydüler. adaya sonradan gelenler de oyunun kurucusunun gönderdiÄŸi ölülerdi. adadan ayrılıp 3 yıl sonra dönen oceanic six’in gitikleri yer de dünya deÄŸildi, sadece öyle sanmaları istendi. yaÅŸadıklarını sansın diye. diyosun.

    olabilir. hangi kısımda ölüydüler, hangi kısımda canlıydılar orası yoruma açık kaldı. kilisenin önündeki sahnede hurley’nin ben’e “çok iyi bir iki numaraydın” demesi, ben’in de ona “sen de çok iyi bir bir numaraydın” demesi ve bu arada birbirlerine saygı duyar gibi bakışları fln bana bunların uzunca bir süre jacob-richardçılık oynadığını düşündürttü mesela. herkes gittikten sonra onlar kalmış bir süre gibi.

    adadakilerin ölü olma ihtimalini hep düşünmüştük zaten. yalnız adanın “araf” olduÄŸu yapımcılar tarafından reddedilmiÅŸti diye hatırlıyorum. ben hala adada yaÅŸananların gerçek olduÄŸuna ama adanın senin dediÄŸine benzer bir amaçla oyunun kurucusu tarafından hazırlanmış bir ortam olduÄŸuna inanıyorum. oyunu da dine baÄŸlıyorum senin gibi yine :)

    • hiraru
    • 25 Mayıs 2010 Salı 9:26

    valla ben baya bir inandim ilk carpismada olduklerine. adada yasananlara da inanmamaya basladim. taki biri gelip bu dusuncemi benden alacak cumleleri kurana dek :) adada iyilesmeler, bebek dogmamasi, herseyin verilen kararlara bu kadar bagli olmasi falan beni adada zaten oluyduler fikrine sapladi. ben cikamam burdan bir sure.
    hugo ile ben in kalip jacoblik oyunu oynadiklari kesin ama en sonunda nasil olduler ( bana gore zaten oluyduler de bi daha olduler ) onu bilmiyoruz. adamlar arafi inkar ettiler de gercegini de aciklamadilar. durup durup aklima biseyler geliyor, aciklanmayan. belkide widmore hazirladi diye dusundugumuz okyanusun dibindeki ucak gercekten onlarin ucagiydi.o bedenler onlara aitti.
    Benjamin sana yaptiklarim icin ozur dilerim deyince Lockeun cevabi “onemli degil dostum burasi sinav dunyasi.hepimiz gectik bazi yollardan. olur boyle seyler, sen de yaparsin seneye insallah” gibi bir tavirdi sanki. Jacob peygamber rolunde, MIB Seytan rolunde. Gelirler, yikarlar, giderler falan :) bunlr hep konusulan seylerdi. E konusulanlarin bir kismi dogru cikmak zorunda, daha parlak , enteresan bir son gelmeyince. Penny ile Desmondun hic cocuklari varmis gibi degillerdi. Sonra jin ile sun da ayni sekilde, fsw ye gore ji yeon daha dogmadan olduler, olduklerini anladilar. Ama hayallerinde buyuttuler kizi falan. Jack baba olsam babam gibi mi olurdum sorusu beynini kemirdiginden, kendine bir ogul yazdi Fsw hayati icin. adada olu olduklari icin hatirlamiyorlar bence o kismi. ya da eger birsey hatirlayacakalrsa hepsini hatirlasinlar niye sadece adayi hatirliyorlar canim.

    benimki teori olmaktan cok cevap bulamadigim sorulari bir yere dayandirma ihtiyaci. adanin gercek olduguna inaninca cok sacma oluyor. gittiler geldiler, zamanda gezdiler. hooppp sonra hepsi oldu. bi de ne hikmetse analari babalari yok bunlarin, varsa yoks adadaki arkadaslri. cik cik cik. bu adamlara ne olduklarini hatirlatmak icin boyle bir ada kurmak bana cok sey geldi. sey. sacma :) ada gercek olsa bile Senin Dedigin Gibi oyun alani.

    not: ana lucia hala kotu adamlara yardim ettgi icin yani hala tam iyiligi bulmadigi icin, olu olduguna inanmaya hazir degil hala :)

    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 9:45

    :) benim cümlelerim seni inandıramadı yani.

    ada ya benim dediğim gibi oyun alanı olmak zorunda ya da senin dediğin gibi arafımsı bir olay. fsw dünyasını tam olarak tanımlayabilmiş değiliz. cennet olmamalı, çünkü ordan parlak ışıkla bir yere geçiyorlar. parlak ışık cennetse ve oraya sadece iyiler gidebiliyorsa bazılarının oraya gidememesi açıklanabilir. ama oraya gidenlerin içinde de yeterince kötü insanlar var. adanın tek müslümanı olmasına rağmen en kötülerden biri olan sayid var mesela :)

    yok orası sadece bir geçiş mekanıysa o zaman bazıları henüz ölmemişlerdir. yani aslında eğer yapımcı açıklama yapmazsa bilemeyeceğimiz konularda konuşuyoruz. bunu geçelim :)

    düşününce şöyle düşündüm ben :p ÅŸimdi bi süredir biliyosun “artık bitsin”cilerin sesi gür çıkıyordu. “çok uzadı” diyorlardı vs. bir de “hikayeyi toplayamadılar”cılar vardı. ben dizinin bitmemesi gerektiÄŸini ve hikayenin baÅŸtan sonra belli olduÄŸunu, toparlayamama gibi bir durum olmadığını düşünüyordum. ama ÅŸimdi olay eksiklerle “öldüler ve ışığa yürüdüler”e baÄŸlanınca “insanlar bizden bir son bekliyor, biÅŸeye baÄŸlamamız lazım, en iyisi öldüler ve ışığa yürüdüler diyelim, hem romantik biÅŸeyler olur aÄŸlatırız fln” diye düşündüler diye düşünmeye baÅŸladım. yani başımıza ne geldiyse sorumlusu jacob deÄŸildi, dizi artık bitsin ve dizi artık bi yere baÄŸlansıncılardı !!!111 :p

    • hiraru
    • 25 Mayıs 2010 Salı 11:03

    Sayid icin sunu hatirlatmadan gecemicem. Hugonun da dedigi gibi : Herkes Sana kotu diyebilir, kotu dese de sen iyi bir adamsin Sayid.
    diyecegim odur ki aslinda iyi biri, yaptiklarina pisman bir tovbekar :P O yuzden isiga yurume serefine nail oldu.

    • clavicymbalum
    • 25 Mayıs 2010 Salı 12:15

    son on dakikaya kadar gayet güzel bir finaldi bence.izlemeden önce,gözüme istemeden çarpan(:p) finale dair hayal kırıklıklarına,o ana kadar anlam veremedim.yaw haksızlık ediyorlar,ne olsa zaten beğenmeyeceklerdi diye.ama,o son on dakikada bi hüzün ve biraz sinir kapladı içimi.6. his ve ghost whisperera bağlamaları biraz klişe oldu,tatmin etmedi.ama yine de haksızlık yaptıklarını düşünüyorum finale.fsw sahneleri dışında bir final izledik zaten.jack adayı fix etmenin verdiği huzurla,uçağın kalkışını görerek mutlu bir şekilde öldü.bu şekilde de bitebilirdi.ama senaristler bize alternatif bir mutlu son hazırlamışlar.bu dünyada elde edemeseler de,öbür dünyada hem herşeyi hatırlayıp,hem de herşeyin resetlendiği bir yaşam sürüyorlar.bu şekilde avutuyorum kendimi son kısım hakkında.

    ekşi sözlükle ilgili yazdıklarına da katılıyorum,çok fena harcamışlar lostu.entry okuma heyecanı bırakamdılar bende:)
    bu arada fsw dünyası,araf ya da cennet neyse iÅŸte ama onun dışında izlediÄŸimiz adanın hikayesi gerçekti yaw.bence yorum açık deÄŸil,baya yaÅŸadılar öldüler,bazıları jack’ten önce, bazıları ajira adadan kurtulup hayatlarına devam ettiler ve jack’ten sonra öldüler(bkz. christian shephard).desmond da mesela manyetik alanın etkisiyle bu sefer ölümden sonraki hayatını görebildi.ne var yani geçmiÅŸe,geleceÄŸe gitmesi mantıklı da ölümden sonrasına gitmesi mi mantıksız:)

    jack’te jacob olma yolunda iken bi aydınlanma baÅŸlamıştı zaten.bir önsezi yeteneÄŸi geliÅŸti adamda.mesela denizlatındaki bomba olayını nasıl çözdüyse,desmond’ın ışığa gitmesini de öyle öngördü.nitekim amaç da karadumanı ölümlü yapmakmış meÄŸer… hem aynı bilinçle,desmond’a olan oldu,burası gerçek gibisinden biÅŸiyler de söylemedi mi fsw tarafına geçmekle ilgili.

    ne olursa olsun,bize teselli armağanı olarak cennet tasvirleri izletseler de,hüzünlü bir sondu benim için.belki de bitti,o yüzden hüzünlü,bilemiyorum:)

  1. Ben sevdim düd. Bence güzeldi. Tamam bir sürü açık bırakılan şey vardı ama çelişki yoktu.

    Ne adaya düştüklerinde ne de bomba patladığında öldüler arkadaÅŸlar. Bizim adada veya dışında öldüğünü gördüklerimiz öldüler. Bazıları da yaÅŸamaya devam etti. Misal Kate Sawyer gibi uçaÄŸa binenler, Hugo, Ben. Bunlar yaÅŸamaya devam etti. Ama sonunda Hugo bile ölmüş(ki bi çamurlu suyla ne kadar yaÅŸamış olabilir zaten, insan üç kulhuvallah bi elham okur Jack!) Sonunda herkes haytını yaÅŸayıp ölünce öte tarafa gitmiÅŸler. Arafta bekliyorlar. Niye? Çünkü birbirlerine ihtiyaçları var, hatırlayıp, el ele tutuÅŸup öyle gitmeleri lazım “ileriye.” :))

    Sayid’le Hugo’nun konuÅŸması, Kate’in ve Sun’la Jin’in gidecekleri yeri bilmesi, hatırlayanların suratını huzur kaplaması filan bu ayrıntılar gösteriyor ki bunlar hayatlarının tamamını, taa öldükleri ana kadar hatırlıyorlar bir anda.

    Bu arada ben hatırlamıyorum, Richard kilisede miydi?

    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 13:24

    onu da okumamıştır bence jack. direkt içirdi yani. ama önemli olan itikat, annem de hep söylemiştir. itikat ederek içersen çamurlu su bile insanı kemale erdirir :p

    richard yoktu sanırım kilisede. aslında richard ve karısı claudia da olmalıydı :)

    finale holivud filmi havası vermişler biraz. duygusal diyalog miktarı çok fazlaydı. sawyer-juliet hatırlaması, sayid-shannon hatırlaması, vs. romantik drama havasında geçti biçok yer. mutlu son yapalım demişler galiba. ben mutsuz sonla bitmesini isterdim. hepisi ölsün adada tek başına desmond kalsın. sahilde balık tutsun fln :)

    clavi dediÄŸin gibi son 10 dakkada sezon başından beri izleyip çeÅŸitli teorilerle açıklmaya çalışıp durduÄŸumuz fsw dünyasının gerçek olmadığını öğrenmek kötü oldu. ama en azından bunu sadece 10 dakika yaÅŸadık. sezon boyunca hiç hissettirmediler. aslında 10 dakikadan daha uzun. locke un iyileÅŸivermesi, sun’ın vurulması ama hemen kalkması, ingilizceyi hatırlamaları vs.

    hiraru 3 e 1 kaldın. ben derya ve clavi ada gerçekti diyoruz, sen değildi diyosun. çoğunluğun fikri geçerlidir :p

    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 13:29

    düd senin blogunda yazdığın yazı da güzel olmuş. buraya link veriyim dedim.

    http://deryamisal.blogspot.com/2010/05/end.html

  2. Tenk yu :))

    Ya bi kere Sawyer Juliet karşılaşması çogzeldi tamam mı! Duygusal olsun, herkes mutlu olsun filan, ben böyle biriyim düd. Zalım olamam. :P

    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 13:41

    güzeldi tamam da yani çok fazla oldu :) sawyer-juliet hatırlamasında ikilinin juliet ölmeden önceki konuÅŸmalarını duymak güzeldi. dutch’a kahve içmeye gidelim fln.

    asıl desmond-penny hatırlamasını göstermediler. nasıl atladılar onu anlamadım.

    • ebru
    • 25 Mayıs 2010 Salı 14:27

    Pek çok insanın nasıl hatırladığını görmedik. Boone Shannon için gelmesi için zor ikna ettim dedi. Madem ölüler ne alaka.
    Bende adada yaşadıklarının gerçek olduğuna inanıyorum. Jack kate ile en son o uçurumun kenarında öpüştüklerini hatırladı. Demekki gerçek anılar.
    Ufakta olsa Kate Sawyer Hugo bunlar nasıl öldüler anlatsalardı fena olmazdı sanki. bide neden Benjamin ışığa yürümedi.

    P.S. Sacid hakkatten zalimsin.

    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 14:34

    öyleyim :) çocukluÄŸumdan beri “bi gün bi film yaparsam kötü sonla bitiricem” dedim :)

    eksik çok hikaye var. niye 17 bölümde bitirdiler acaba. o eksik hikayelerle 3 bölüm daha çıkardı en az.

    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 14:57
    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 17:55
    • hiraru
    • 25 Mayıs 2010 Salı 19:53

    aman yaa. Bir de demis ya bu adam herseyin ruya oldugunu soyleyecek kadar mantiksiz cikmaz diye. Sanki hersey cok mantikliydi da bir o mantiksiz. Isik bile cennet degilmis bu ropartaja gore :) Ve evet bir kac milyona karsi ben kaldim :) fikrimde israrci degilim. hani belki dedim . aynen aklima benim de 6. His geldi. ondaki gibi oldugunu dusundum ama yanilmisim. belliki lost izleyicisi manyaktir, teorisiz yapamaz,biz bunlara soyle yarim agizla soylenmis bir kac sihirli cumle soyleyelim de nereye cekerseler ceksinler, yillarca yine bunu konussunlar diye yapmislar bu finalii :)

    uzay zaman egrisinin kirilma noktasi, yapmayin gozunuzu seveyim paralel evren bunlar gencler :)

    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 22:31

    doğrudur, yine ortaya bişey attılar, gerisini teorinin gücüne bıraktılar. ışık cennetire de uyar, ışık paralel evren kesişim noktasına da uyar :)

    paralel evren kurgusunu tam anlamadım ben ama. kilisede ölülerse bunu niye o an farkediyolar. başka bir paralel evrende öldükleri için mi ölüyüz diyolar.

    • clavicymbalum
    • 25 Mayıs 2010 Salı 22:45

    nasıl ya,nerede anlatmışlar bunu,hangi sahnelerle referans vermişler,şahsen jj abramsın kendisinden duymak istiyorum yukarıda yazanları:)
    bi kere orası ölümden sonrası deÄŸil paralel evrense niye christian shephard ben ölüyüm diyor sen niye burdaysan ben de o yüzden burdayım diyor.bunun tercümesi ölüler diyarındayız demek deÄŸil mi:)jack de ben öldüm diye boÅŸa mı hatırladı.bi de hem adada hem gerçek dünyada ölenler zaten yoktu klisede demiÅŸ.öyle biri yok ki zaten neyle kıyaslıcaz.ölenlerin çoÄŸu adada öldü.ada dışında ölen bi locke’u hatırlıyorum ben.iki kez ölen birini görmedik yani.
    röportaj jj abramsa aitse,pek istediğini anlatamamış diyor ve kendi anladığımla mutlu mesut yaşamaya devam ediyorum:P

    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 22:55

    bu röportajın gerçek olmamama ihtimali var bi kere. eleman kaynak göstermemiş. googleda aradım ben bunu. bi sitede daha aynı metni buldum orda da kaynak yazmıyordu. googleda ingilizcesini aradım onu da bulamadım.

    • clavicymbalum
    • 25 Mayıs 2010 Salı 23:03

    zaten bu tür açıklamaları artık damon lindelof la diğer eleman yapmıyor mu,jj abramsı görmüyorduk pek sahalarda sanki,şimdi mi aklına gelmiş açıklama yapmak:P

    • sac
    • 25 Mayıs 2010 Salı 23:10

    iş başa düşmüş olmalı :)

    • ebru
    • 26 Mayıs 2010 ÇarÅŸamba 7:03

    Hevesim kaçtı he kendi düşündüğüme inanmayı istiyorum kurcalamıciiim mutlu mesut yaşiciğim

    • sac
    • 26 Mayıs 2010 ÇarÅŸamba 8:21

    ya burda diyo ki fsw dünyası “uçak düşmeseydi ne olacağını” gösteriyor. oysa uçak düşmemesinden öncesinde de deÄŸiÅŸiklikler var. locke un farklı bir ÅŸekilde kaza yapması, desmond ın adaya düşmemesi vs. röportajın doÄŸru olduÄŸu ÅŸeysi azaldı bende.

  1. Geri İzleme yok.