bana göre oscar
oscar çok ciddiye aldığım bir ödül değil ama yine de dikkatimden kaçmış filmleri görüyorum ya da izleyip beğendiğim filmleri veya oyuncuları aday olarak görünce sevindirik oluyorum. eskiden tüm listeyi alır tahmin yapardım. tabi tahminlerin yüzde yetmişi atmasyonla olurdu. izlememiş olurdum çünkü. hem o kadar film izlenir mi yuh. bu seneyse sadece sayısı 10 a çıkmış en iyi film ödülü adaylarına odaklandım. zaten 1 i hariç 9 u izlenecekler listemdeydi. o yüzden zor olmadı. izlenimlerim şöyle.
- avatar – daha önce yazdığım gibi avatar görsel olarak 10 numara olmakla birlikte bilgisayar iÅŸi olmayan canlı kanlı karakterlerin oyunculuklarının düşük kalması, senaryonun özgün olmaması, hatta birçok yerde özgünlüğü geçtim basitliÄŸe kaçması gibi nedenlerle asla oscarlık bir film deÄŸil. en iyi görsel efekt, en iyi video düzenleme gibi ödülleri alsın gitsin bence.
- the blind side – 10 film arasında ilgimi çekmediÄŸi için izlemediÄŸim film bu oluyor. evsiz ve travmatik (o ne demekse) bir zencinin amerikan futbol liginde (futbol dediÄŸim amerikan futbolu, amerikanlar bizim futbola soccer diyor, futbol deÄŸil) yıldızlaÅŸmasını anlatıyormuÅŸ. basit bir baÅŸarı hikayesi.
- district 9 – ÅŸimdiye kadar izlediÄŸim en orjinal uzaylılar dünyaya geldi hikayesi. uzaylıların gelme nedeni, geldikleri yer, dünyada yapmaya çalıştıkları ÅŸey, insanların uzaylılara davranış ÅŸekilleriyle fln çok özgün. baÅŸroldeki adam da iyi oynamış. ama oscar almaz. o kadar deÄŸil.
- an education – geçmiÅŸ zaman (çok geçmiÅŸ deÄŸil canım) ingilteresinde lise son sınıf öğrencisi bir kızla, o iÅŸleri bitirip hayata atılmış bir erkeÄŸin romantik iliÅŸkisini anlatıyor. orjinal bir konu deÄŸil ama oyunculuklar ve filmin akışı hoÅŸuma gitti. müzikler de güzeldi.
- the hurt locker – bu filmin en iyi film oscarı için avatarla çekiÅŸtiÄŸini duydum. bunu söyleyenlerin 1-filmi izlemediÄŸini, 2-iyi filmden anlamadığını, 3-amerika hayranı olduÄŸunu, 4-komisyon aldığını ya da hepsini birden düşünürüm. kanımca izlediÄŸim 9 film arasında en sevmediÄŸim the hurt locker dı. bu filmin yönetmeni james cameron’ın boÅŸandığı karısıymış. cameron’ın torpiliyle oscara aday yapılmış olabilir.
- inglourious basterds – quentin tarantinonun yönetmenlik tarzının hastasıyım. brad pitt sevdiÄŸim bir oyuncudur. çok iyi bir sinema izleyicisi veya eleÅŸtirmen fln deÄŸilim ama bu filmi sinemasyon olarak acaip baÅŸarılı buldum. uzun, sessiz diyaloglar, mimikler, vs. müthiÅŸti. oscar adayım kesinlikle inglourious basterds. en iyi yönetmen ödülünün de tarantinoya verilmesini istiyorum. aday deÄŸilse dışarıdan versinler.
- precious – bunu bugün izleyebildim. precious isimli oldukça kilolu ve oldukça siyah, 16 yaşında, ensest maÄŸduru, 2 çocuk annesi bir kızın dramını anlatıyor. temposu biraz düşük. az ÅŸey oluyor ama çok sürüyor. bugün bi film izledim süperdi diye ballandıra ballandıra anlatılacak bir film deÄŸil.
- a serious man – coen kardeÅŸlerin izlediÄŸim en kötü filmi. ya da şöyle diyim. coen kardeÅŸlerin izlediÄŸim filmleri arasında gıcık olduÄŸum tek film. ne anlatmaya çalıştıklarını anlamadım, komik deÄŸil, dramatik deÄŸil. oyunculuklar sıradan. hurt locker la yarışırlar gereksizlikte.
- up – 9 film arasında ilk izlediÄŸim. aslında film deÄŸil tabi, animasyon. bir animasyona en iyi film ödülü verilirse tükkanı kapatsınlar gitsinler. aday bile olmamalıydı. köpeklerden lider olanına en iyi animasyon karakteri ödülünü verebilirler belki ama boltdaki güvercinlerle yarışamaz o da.
- up in the air – eÄŸlenceli, çerezlik bir film. sıkılmadan izleniyor, gülünüyor. karakterler güzel analiz edilmiÅŸ, oyunculuklar iyi. ama oscar almaya yetmez. dediÄŸim gibi, çerezlik.
tabi sana bana sormuyolar oscarı verirken. objektif bir bakış açıları da yok akademi üyesi denen elemanların. titanic nasıl topladıysa iki elin parmak sayısı toplamına yakın oscarı, avatar da toplayacaktır diye düşünüyorum. süpriz çıkmaz.




Ben An Education’ın sonunu seyredemedim yahu. Adamın evli olduÄŸunu öğrendikten sonrasını bi anlatsana.
adam evli miymiÅŸ? aaa :p
yau izleyen var izlemeyen var. lütfen ama :)
Sen her hafta Lost’u anlatırken iyi ama.
kocaman spoiler yazıyorum ben ama. izlemeyen okumasın diyorum :)
hiç dinlememişler seni oscarcılar, the hurt locker en iyi yönetmen ödülünü bile almış 5-dünya kadınlar günü kontenjanından:D
öyle oldu. avatar a bile vermediler. kadınlar gününde oscar tarihinde ilk kez bir kadın yönetmene. halle berry e siyah diye ödül vermişlerdi. çok politikler :)
bi de bu film sanki savaş karşıtıymış gibi lanse ediliyor ama aslında alakası yok. acaip amerikan ordusu reklamı var. ve amerikan ordusu hiç bir şekilde kötü gösterilmiyor. kötü unsurlar hiç ekrana gelmiyor. tam tersi var. ıraklılar kötü. ıraklı keskin nişancılar tü kaka fln.
izlemediÄŸim için bilemiyorum.zaten bayılıyorlar savaÅŸ filmi çekmeye,yıllarca vietnam filmleri izledik ÅŸimdi de ırak’a sardılar on yıl daha çekerler artık abd yeni bir iÅŸgal yeri bulana kadar…
bkz. oscar üzerinden toplumsal mesaj vermek:P
adam gibi çeksinler de savaş filmi olsun bence. bi de savaşa karşı gibi durmasınlar erkek gibi çıkıp savaşı desteklediklerini söylesinler :)
oscar olduğu gibi politik ve olduğu gibi mesaj vermek için kullanılıyor zaten. bi de modacılara para kazandırmak için. başka bi numarası yok :)