polis

“sadece gerçeklerle yetinen insanları anlamıyorum”
kurt vonnegut jr.

benim ah muhsin ünlü diye bildiÄŸim, gidiyorum bu isimli garip ÅŸiirlerle dolu bir kitaba sahip onur ünlü‘nün yapıp yönettiÄŸi polis; haluk bilginer‘in canlandırdığı kilolu ve sakallı dede görünüşlü ama süper kahraman kılıklı, sık sık orijinal hikayeler anlatıp ekÅŸi sözlükte “polis aforizmaları” baÅŸlığı altına yazılabilecek laflar eden musa rami ile, zamanı ve mekanı izleyiciyi hangisi gerçek hangisi deÄŸil ikilemine sokacak biçimde düzensiz kurgusu ile, gerçek olamayacak kadar uçuk diÄŸer karakterleri (gerçek olabilecek tek karakter özgü namaldı galiba) ve tabi ki, nasıl unuturum, hiç beklenmedik bir anda bitivermesi ile rüya gibi bir film..

masal gibi dinleyip, rüya gibi takip ediyor ama müdahale edemediÄŸiniz, olayın akışını deÄŸiÅŸtiremediÄŸiniz ve gördüklerinize pek anlam veremediÄŸiniz için sonunda küçük bir ÅŸaÅŸkınlık yaşıyorsunuz. perde kararıp güzel bir müzik eÅŸliÄŸinde filmde emeÄŸi olan isimler akmaya baÅŸladığında “hayır bi yanlışlık olmalı, bi sahne daha olacak” diyecek kadar ÅŸaşırıyorsunuz. “ama güzeldi bence” ler takip ediyor. “farklı bir film, sevdim ben” diye bitiyor.

polis daha önce yabancı örneklerini gördüğüm, kara komedi olarak tanımlayabileceÄŸim, hammaddesi espri yaptıkları için deÄŸil kendiliklerinden komik karakterler oldukları için güldüren kötü adamlar olan, hızlı ve karmaşık kurgularla bir sürü olayın çorba haline getirildiÄŸi, “bu kimdi neydi noluyodu” derken sonu geliveren, snatch, lock stock and two smoking barrels ve usual suspects gibi bir film olmak istemiÅŸ. olmuÅŸ mu? tam deÄŸil. çorbanın malzemesi biraz az kalmış. kurgu yeterince hızlı olmadığı, yani çorba yavaÅŸ karıştırıldığı içi dibi yanmış.

ama olsundu. güzel film olmuÅŸ. daha önce bir eleÅŸtirisinde okuduÄŸum ve benim de dikkatimi çeken, “niye böyle yapmışlar acaba, bilinçli olabilir mi” diye düşündüğüm netlik sorunu, abartılı alan derinliÄŸi kullanımı gibi olası teknik sorunları da görmezden geliyor, polis filmini onur ünlü’nün ilk filmi olması ve türk sinemasında türünün ilk örneÄŸi olması nedeniyle sevdiÄŸimi söylemek istiyorum.

evet sevdim..

  1. peki abi “ÅŸiddete meyyal” misin? eÄŸer öyleysen dertten mi? :p

  2. abi bırak bunları da migros kalesinde ne yedin kazıktan başka :)

    • sac
    • 1 Mart 2007 PerÅŸembe 16:53

    abilerim, ablalarım. bırakın ya :p

    kazık yemediğim için şiddete meyyal değilim. biletleri kuzen aldı yemeği abim ödedi. ben blog yazdım. budur olay :))

    • tkscientist
    • 2 Mart 2007 Cuma 1:29

    sadece gerçeklerle yetinmeye çalışıyorum, olmuyor. hayal kuruyorum, abin karşı çıkıyor (bi miktar haklı). rüya görüyorum belki, ama hatırlamıyorum. bazen hatırlıyorum, ama onlar da gerçekleşmiyor. sanırım ben de anlaşılamıyorum :)

    yemin etmeyim ama ÅŸiddete meyyalim: dertten!

    • sac
    • 2 Mart 2007 Cuma 2:44

    film tadında bir hayat sürüyorsun sen de o zaman :))

    • tkscientist
    • 2 Mart 2007 Cuma 12:57

    ne filmi?

    komedi, korku, dram, polisfilmi? :)

  3. bu filme uzun bir methiye yazıcam toparlamaya calısıyorum

  1. 31 Eki 2007 Çarşamba