sebzeci geldi haanım

sabah kahvaltılarında annem ve babamın isteği üzerine trt’nin sabah programı günbegün’ü izlemek zorunda kaldığım artık herkesin malumu. sabah programı izleyince her türlü gıcık doktoru profesörü dinlemek zorunda kalıyorsunuz. izlemiyorsanız bilemezsiniz, çok fena bişey.

stüdyodaki seyircilere el kol hareketleri yaptırarak çakralarını açtıran ortopedi doktorları mı ararsınız, hangi bitkinin hangi hastalığı şıppadanak iyileştireceğini anlatan kimya profesörleri mi. söyledikleri yöntemin ne kadar sürede etki edeceğini ve sorunu gidereceğini dakika bazında söyleyebilen insanlardır bunlar. türkiye üzerinde oynanan oyunlara tam olarak vakıf oldukları için internet aleminde dolaşan forward mailleri kendilerinin hazırladığı düşünülecek kadar komplo doludurlar fln.

şahsen bitkisel olayları denemişliği, umut etmişliği ve hayal kırıklığına uğramışlığı birden fazla kez mevcut olan biri olarak bu tür olaylara acaip gıcığım. öyle böyle değil. bitkisel vb. yöntemlerin tabiki faydalı olabileceğini kabul etmekle birlikte kesin çözümmüş gibi pazarlanmasını, sanki bu işten para kazanılmıyormuş gibi ilaç pazarlamacılarını kötüleyip bitkisel tedavi pazarlamacılarını göğe çıkarmayı anlamıyorum. normal ilaçlar hiçbir işe yaramazmış, tamamen insanları kandırmak için yapılıyormuş gibi takınılan tavırları ise anlamaya bile çalışmıyorum.

bu konudaki en güzel lafı meksika sınırı’nda izlediğim sırrı süreyya önder söylemişti. “televizyonlar sebzeci meyveci doldu”.

7 yorum

tahran tahran*

iran’da yaşanan olayları başörtüsünü çıkarmak isteyen kadınların mücadelesi olduğunu sanıp iran bu olayların neticesinde modern batılaşacak yanılgısına düşen özelde sözlükçülere genelde medyaya hastayım bu ara. sonunda çok fena ters köşe olacaklar ve nihoho diye güleceğim gibi hissediyorum. zira dinlediğim uzman yorumları da beni destekler nitelikte.

oysa yaşananların neden olacağı denge değişimleri pek de iyi olmayacak gibi görünüyor. hangi takımı tutmaları gerektiğini bilmeyen insanların saçma sapan tezahüratlarını izler gibiyim ve muhtemelen iki takım da kazanamayacak.

* bodrum bodrum şarkısından esin..

12 yorum

serbest çağrışım

ak dut’a akd diyenler edepsizdir

(anlaşılmama üzerine edit: kara dut yok mu? öbürü de ak dut işte)

6 yorum

ekşiden bahsediyoruz

şeb says:
gülünce napılıyodu
şükela dimi :p
sac says:
he
gülünce evet
gülmezsen yapma
:D
şeb says:
çok hüzünlenirsem de
kötüye mi basıcam
: ( var ya orda
sac says:
evet
kesinlikle
ruh hali belirtmek için var o butonlar :D

6 yorum

rüyada dizi izlemek

bu ara çok rüya görüyorum. hem de böyle kendi içinde bütünlüğü olan, ortalama bir dizi kadar süren ve giriş gelişme şeklinde olan rüyalar. sonuç kısmını göremiyorum malesef, sabah oluyor. rüya görmeye daha erken başlamalıyım sanırım. böylece sabah olup uyanmadan rüyanın tamamını bitirir hatta gelecek bölüm fragmanını bile izleyebilirim.

(şu aşamadan sonra yazacaklarım lost hakkında spoiler içermekte olup çok rica ediyorum 5. sezon finalini izlemeyenler tarafından okunmasın. nütfen)

bilgisayarımın fanıyla ilgili rüyamı anlatmıştım. o rüyadan sonraki gece bu sefer lostla ilgili bişeyler gördüm. sanki 6. sezon final bölümü fln gibiydi. jacob ve nemesis’in nasıl ortaya çıktığını, nasıl kabini inşa ettiklerini fln gördüm resmen. hani hidrojen bombası patladı ya. 2 kişi hariç herkes ölüyor. ölmeyenlerden birisi jack sanki. patlamadan kaçarak sahile gidiyolar. suyun altına girip mağara gibi biyere ulaşıyor ve bi süre orda kalıyorlar. sonra sahilde kendilerine bi kulübe inşa ediyorlar fln. meğersem bu yaşananlar hep yaşanıyomuş, patlama sonrasında kalan 2 kişi jacob ve nemesis oluyomuş gibi bişeyler. bunlar gerçek çıkarsa varya çok pis hava yaparım.

bunları o gün yazmayı unuttum. ta ki bu gece kurtlar vadisiyle ilgili rüya görene kadar. neler gördüğümü hatırlamıyorum ama hiçbir yerde yayınlanmayan bi bölümü izlemiş olabilirim. çok ekşındı.

5 yorum

hayrolsun

çok fazla rüya görmem. gördüğüm rüyaları pek hatırlamam. hatırladıklarım da genelde saçmadır, şuna veya buna yorulabilecek bişeyler olmaz. yıllar öncesindeki bi anımı çağrıştıran bir rüya gördüğüm olmaz mesela. ya da sümerler tarafından fln kovalanmam, öyle bilinçaltı korkularım rüyalarımda ayyuka çıkmaz. yaşadığım, gördüğüm, hakkında endişe duyduğum bişey hakkında olur. genelde rüyalarımda korktuklarım başıma gelir. bu gece de şöyle bişiler oldu.

geçtiğimiz haftalarda rutin bilgisayar içi toz temizliği sırasında dikkatsizlik sonucu kasa fanımın bir yaprağını kırmıştık. kırılan yaprak fanın dengesini bozduğu için bilgisayar masamı titretiyor, masaya bozuk para koydurmuyordu. ki hala koydurmuyor. çok inatçı çok.

neyse. temizlik öncesi işlemcim baya ateşliydi. kimi zaman 60 dereceyi görüyordu. temizlikten sonra fanı kırınca bu sefer fanın bilgisayarın içini yeterince soğutamayacağından endişelenmeye başladım. şükür olmadı öyle bişey ama endişe bilinçaltımda kalmış olmalı. 

rüyamda her zamanki gibi bilgisayardayım. ki ben rüyalarımda genelde bilgisayarımda olurum. rüyamda msnde fln konuşurum. neyse.. işlemci ve diğer parçaların sıcaklıklarını gösteren program önümde açık duruyor. işlemci sıcaklığı bir an - (eksi) 3-4 oluyor, sonra birden - 57, sonraki saniye bilgisayar pat kapanıyor. ne hikmetse kasa açıkmış. kafamı uzatıyorum işlemciye, yanık kokusu, duman fln. “işlemci yanmış” diyorum.  sonra nasıl olduysa, kim yaptıysa bilmiyorum ama allah razı olsun, biri eski bilgisayarımın işlemcisini yeni bilgisayarıma takmış, biraz yavaş çalışıyor ama olsun. zar zor friendfeed’e giriyorum ve “işlemcim yandı” yazıyorum. içimde büyük bir sıkıntı. sonra uyanmışım.

– gerçek değil, gerçek değil.. ohh…

10 yorum

jacob’la oradaydım *

jacob benim çocukluğumda da var mıydı, misal takribi 10-11 yaşlarında kadroya alınmadığım mahalle maçlarını kenardan izlerken ya da izler gibi yapıp kaderime isyan ederken “üzülme evlat, bir topun etrafında koşan 10 çocuktan (5′e 5 yapıyorduk maçları) biri olmamak önemli değil” diyen, veya takribi aynı yaşlarda fln mahallenin çocukları bisikletleriyle taksicilik oynarken henüz bisikleti olmayan ben elimdeki hayali arabayla hayali köprüleri geçirdiğimde “bu senin başına geldiği için üzgünüm evlat, köprü geçişi bir sanayağlı ekmek” diyip elimdeki sanayağlı ekmeği alan adam jacob mıydı, düşünüyorum bulamıyorum. kesin herhangi bir çocukluk anımda olmalı. eski fotoğraflara mı baksam diyorum.

* jacob’la oradaydım by ekşi sözlük

12 yorum

kedilerle büyüyen capon bebesi




_MG_8697

Originally uploaded by junku

çocukluğumda oturduğumuz mahallede bi kadın vardı. evinin bahçesinde bir sürü kedi olurdu. kadını hiç hatırlamıyorum ama kedileri hatırlıyorum. yoksa çocukluğumda oturduğumuz mahallede bi kısım kedi vardı ve bahçelerinin evinde bir kadın mı olurdu. karışık bi konu. neyse.

junku isimli biri var flickrda. kendisi japon kedi besleme sanatının hayatta kalan son temsilcisi fln sanırım. tüm kedi severlerin hayalindeki gibi yaşıyor. kıl tüy olmasın diye halıymış kilimmiş kullanmadığı evinde büssürü kedi besliyor. oyun oynatıp fotolarını çekiyor elemanların. kitabını bile yaptı bunun. airborne cats’di yanlış hatırlamıyorsam.

bir süre önce baba olmuştu junku amca. yumuk gözlü bebesinin fotolarını koyuyordu kedilerin yanına. şimdi yumuk gözlü bebesiyle birlikte kedilerinin fotosunu koymuş. gülmekten alamadım kendimi gördüğümde. ne güzel bi evde büyüyecek çocuk, kedilerin içinde :)

8 yorum

lost 5×16-17 “the incident” (1)

lost 5. sezon 16-17. bölümleri yani finali henüz sadece bir kez ingilizce altyazı ile izledim. çoğunluğunu anlamış olsam da bazı anlamadığım ya da çevirisini merak ettiğim noktalar oldu. biraz ekşi sözlük okudum, lostpedia karıştırdım. aynen dayanamayıp yarım bıraktığım bölümü gece tamamladığım gibi yine dayanamayıp kendimi blogda buldum. aklıma takılan birkaç şeyi yazıp gidicem. (devamı…)

6 yorum

« Önceki Yazılar